Şükürler Olsun!

Mehmet Doğramacı
 

İnsan günlük hayatın dağdağası içinde çoğu zaman şükretmeyi unutur. Sıkıntı ve bela gören bakış açısıyla kapanan bilinç; dünyanın en beter haline muhatap oduğunu sanır. İşte o anlarda Rabbimize Şükür bizi yeni farkındalıklara taşıdığı gibi hayata bağlar ve ümit kapıları açar. Ayakkabısı olmadığı için çöküntüye uğrayanın; ayağı olmayan birini görüşü, şükredecek çok şey olduğunu hatırlatan ciddi bir silkeleniş!

Şükrün edası hakkındaki hadisi hatırlayalım: “İnsanlara teşekkür etmeyen; Allah’a şükretmiş olmaz! ”

İnsanlar diye görünen her mahallin Hakkın bir vechesi olduğu gerçeğini önümüze alırsak; Allah’a şükrün en önemli adımının kullara teşekkür ve minnet duygularını dile getirmek olduğunu fark ederiz.

Böyle bir düşünceden hareketle, bu satırları kaleme alan naçiz kardeşiniz olarak üzerimde emeği olanlara ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Biliyorum, bunda çok geç kaldım. “O kadar geç o kadar geç ki; erken sayabiliriz ”  İngiliz atasözünden ilhamla, Türk atasözündeki ümide tutunarak; ” Zararın neresinden dönülürse kârdır ” diyor ve isimlerini derlemekte zorlansam da ana başlıklar halinde tüm emektarlara şükranlarımı bildirmek istiyorum.

Aziz Babacığım;

“Hoca olacak benim oğlum” diyerek yetiştirdin. Bir babanın evladına verebileceği en büyük sermaye ne ise onu bıraktın. Ömrünün 40 yılı camide geçti ve hasta yatağında sanki namaza durur gibi tekbir alıp “Allahu Ekber “ ile Hakka kanatlandın. Kabrin nur, durağın cennet olsun! Oğlun senin gibi mihrapta olmasa bile kalemle hocalığa cür’et etti. Vasiyetin hayat buldu!..

Bir vaazında:” Anlaşılmak için değil; anlamak için yaşayınız. Karşıdakiler beni anlasın diye beklerseniz yıkılırsınız, siz herkesi anlayınca hayat tatlanır ” demiştin ya, işte o sözünü ilke edindi oğlun. Yazılanların bir kopyası senin amel defterine geçiyor her hafta. Bunları benim sana şükranım olarak kabul et olmaz mı?...

Canım Anneciğim;

“Evden sağ ayağınla ve besmele ile çık “ demeye çok ufakken başladın, İlahiyat bitirmeme rağmen hala da ihmal etmezsin. “Haram lokma katma aşına, yıkılırsın” diye uyardın hep. Okuma yazma bilmesen de İhlas-Samimiyet- Halis Kalp- Güçlü İmanı senin şahsında okuyup seyrettim. Nur ol sen. Ömrün uzun olsun. Bir an evvel sağlığına kavuş inşallah.

RABBENAĞFİRLİY,VELİ VALİDEYYE VELİL MUMINIYNE YEVME YEKUMUL HISAB

“Rabbim, beni, anamı- babamı ve bütün inananları hesap gününde bağışla”

Elif Hocam;

Elif- Be demeyi; Kur’an okumayı bana öğreten güzel insan, sevgili ağabeyim. Canhıraş biçimde süren Hakka hizmetin daim olsun. Gayret ettiğinin binlerce katı sana ilmi, manevi ve maddi zenginlik olarak, bol rızık olarak dönsün!..

Muhterem Hocalarım;

İlkokuldan başlamak üzere üniversiteye kadar ilmin kapılarını tutan güzel insanlar! Hepiniz ayrı bir çiçeksiniz. Sizden emdiğim bal özlerinin hakkını vermek üzere dualarınızı esirgemeyiniz olmaz mı? Dar-ı Bekada olanlarınıza ben hep duacıyım.

Kıymetli Ailem;

Başta sevgili refikam olmak üzere minik oğullarım! Sizlerin oluşturduğunuz sükunet ve ferahlık olmasa bu satırları kaleme alamazdım. Hepinizle cennete dönüşen bu yuva, hakikate sefer olunan mutena bir liman benim için. Sığınağım ve dayanağımsınız!..

Değerli Mesai Arkadaşlarım;

Her sabah çayımızı yudumlarken ortaya attığınız sorular boşa mı gitti sanırsınız?.. Onlardan çıktı bu eserler. Sizlerin tatlı itirazları ve çıkışları beni zorlamasa, toplumun her kesimine hitap eden söylemler geliştiremezdim. Ne güzel zorladınız siz?!.. Hep var olun, hep mutlu olun ve hep daim olsun aile muhabbetinden öte beraberliğimiz...

Saygıdeğer Ahmet Fevzi Ağabey;

5 yıl önce “Ben de sitenizde yazabilir miyim?” diye geçtiğim maile “Yolla bir örnek, bakalım “ dedin her zamanki kısa ve net üslubunla. “Kur’an indi mi, hala iniyor mu?” başlığı ile ilk yazımı yayınladığında ismimi ve resmimi sitede görünce çocuk gibi sevinmiş, göklere uçmuştum.

Önce değişik köşelere koydun yazıları. Sonra bir gün; “Üslubun Haftanın Sohbetine gider “ dedin ve tahsis ettin. Sansür yada kırıcı eleştiri hiç mi hiç yapmadın! Hiçbir yazımı makaslamadın! Çok zorlandığında nazik uyarıları ihmal etmedin. Daima yüreklendirdin, daima paylaştın. Bir mektebe benzeyen gönlünde nice kalemler filizlenme imkanı buldu. Ve bugün sitemiz tasavvuf- bilim siteleri arasında dünya çapında saygın bir yere geldi… Paylaşmanın ve de samimiyetin ürünü hepsi. Sufizm yazı ailesinin kurucusu, Celali kendine yakışan güzel insan! Binlerce teşekkür sana!.. Senin şahsında site mutfağını dizayn eden, emek veren tüm dostlara! 

Can Okurlarım;

Canlarım benim. Can damarlarım. Niye mi böyle dedim? Sizlerin mailleri, eleştirileri nehri besleyen dereler gibi. Hakikat denizine doğru yol alırken besleyici alakanıza sonsuz teşekkürler! Sizlerden zaman zaman “Aaaa bu hafta benim daraldığım noktayı açmış, beni duymuş “ diyenler oldu. Tek Bilinç üzerimizde hükmünü icra etti. Duyan da, yazan da, ortaya çıkaran da O. Naçiz kalem Mevlana’nın sözüne teslimdir: “ Vaizin güzel sözleri; cemaatin samimiyetinden doğar!” Yazılar sizsiniz!

Dostlarım;

Hepsi birer beyin jimnastiğine dönüşen sohbetlerinizden neler çaldım bilseniz! Ama fetva var, ilim hırsızlığı caizmiş. Çaldım da zimmetime geçirmedim ya, dağıtıyorum ümmete, hem de bedava! İyi ki varsınız! Muhabbet soframız daim olsun. Size doymak ne mümkün?

Arkadaşlarım;

Çok şey paylaştım sizlerle. Her biriniz bir yönüm, bir yüzüm oldunuz. Sizlerin desteği ile ayakta kaldım ve yaşıyorum çok şükür. İşleriniz bereketle, gönülleriniz feyzle dolsun!

Hak Dostu Muhterem Zatlar;

Yaşayanlarınızı ziyaret etmek, üç beş kelam işitmek benim için dünyanın en büyük bahtiyarlığı. Ukbaya göçenlerin makamlarından da eserlerinden de feyzlendim. Yaşadığınızı hissettim satırları okurken. Yaşayan hakikat ehline nice ilim ve feyz dolu uzun ömürler dilerken ahirete intikal edenleri rahmetle anıyor, o alemde komşuluğa kabul etmelerini niyaz ediyorum!...

Gönül Sultanları;

Yaydığınız nuru fark ettiğimde besleneceğim kaynaklara aktı ruhum. Geniş ve engin bir kitle ile muhataptım. Sanki bir üniversitenin öğretim üyeleri gibiydiniz her biriniz. Aranıza kabul ettiniz,

eteğinize yapışma imkanı verdiniz ya, her şeye bedel! Elektriği lambada sanırken, koca bir

barajdan yayıldığını, ara trafoların eksiksiz ve muntazam çalıştığını gösterdiniz ya, hepiniz nura

gark olun inşallah! Aşk ile İlmin, Hakikatle Şeriatin, Batınla Zahirin birlikteliğini hissedebilmiş ve de bir nebze yansıtabilmişsem bilin ki bu sizin yaydığınız nurla oldu. 

Veeeee tatlı yemeğin sonunda gelirmiş...

Ak Saçlı Bilge, Ahmediyyet Nurunu Hulus-i Kalple Yayan Yüksek Bilinç!..

92 yılında bir ramazan programında televizyonu açtığımda “Ölüm yoktur, Ölümü tatmak vardır” demiştin de ben “ Ne diyor bu yaaa, bu da mı reformcu? “ diyerek sinirle ekranı

karartmış idim. Nereden bilirdim aradan geçen 7 yıldan sonra 99 da Kara Kitaplarla karşıma çıkacağını? ” Ötede bir tanrı yok” söylemini oturtana kadar az mı kıvrandım.(hoş hala oturdu diyemem!)

 

“ Melek; kuvvelerdir ” dediğinde az mı bocaladım. Mirac açıklamanı çok sevmiştim. Su içer gibi okudum tüm kitaplarını. Yakın dostlarından birine gittiğimde hava atar gibi;” Ben bir ayda hepsini okudum “ demiştim de o;” Onlar okunup rafa kalkacak kitaplar değil, her ay, her hafta, her yıl bakacak, her bakışta yeni şeyler fark edeceksin” diyerek havamı indirivermişti.

Her yazın, her makalen depremler oluşturdu bilinçlerimizde. Ve nice eski faylar kırıldı çatır çatır!.. Şimdilerde Kur’an diyorsun!.. İlla Kur’an, illa Kur’an!.. Okuyabilenlerden olmak niyazı ile binlerce şükran sana!...

........

Hakikat Pınarı; Müjdecim, Baş Tacım, Efendim, Hatemul Enbiya, Rasül-i Kibriya; Muhammed Mustafa’m benim!..

Binlerce, milyonlarca kez salavat olsun sana, âline ve ashabına…

Bırakma ellerimizi, bırakma yüreklerimizi!..

Cehennem hararetine bırakma bizi,

Şefaat gölgende serinlet nolur!...

…

“Küfür ve nankörlük nimeti azaltır. Şükür ve teşekkür nimeti çoğaltır “

Ya Rabbel Alemiyn!

Nimetine küfran ve nankörlük içinde olmaktan sana sığınırız. Bizi şükreden Salih zümrelere dahil eyle!

Senden sana sığınırız!

Şükrümüzü artır, Afiyetimizi daim eyle Ya Erhamer Rahimiyn!...

------------

Not: Bir veda yazısı sanıp tedirgin olanlarınız olabilir. Ne vedası, daha yeni başlıyoruz bi iznillah!